top of page
TÜPBEBEK.jpg

TÜP BEBEK

Tüp Bebek Nedir, Kimlere Uygulanır?

Tüp bebek uygulamasını kısaca özetlemek gerekirse, kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı koşullarda döllenme işlemi diyebiliriz. Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir. Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50’sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40’ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 – 80’lere çıkabilir. Geri kalan % 20 – 30’lukgrup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz. Tüp bebek yöntemlerinde çeşitli ilaçlarla (Gonal-F, Puregon, Menogon) kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmek. Çok sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı görüldü (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında). Tüp bebek hakkında genel bilgiler Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli.Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır. Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiş. Bugün, endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır. Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendiriliyor.

MikroTese

Erkek kısırlığı toplumda çocuğu olmayan çiftlerin yaklaşık yarısının nedenini oluşturur. Bir başka deyişle infertil çiftlerin yaklaşık yarısında erkek faktörü sorun olabilmektedir. Azospermi (hiç sperm olmaması), retrograd ejekülasyon (geriye doğru spermlerin boşalması) gibi erkeğe bağlı olgular yanında kadına ait yaş faktörü gibi durumlarda, beklemeden tedaviye başlamak gerekebilir. Mikroenjeksiyon(ICSI) yöntemi erkeklerin menisinde sperm olmasa da çocuk sahibi olmasına olanak vermiştir. Ancak bu işlemin yapılması, hastanın testislerinde sperm üretiminin az da olsa varlığını gerektirir. Yani spermlerin hastanın testislerinden elde edilmesi gerekir. Testislerden sperm elde edilmesi hastanın durumuna göre farklı metotlar uygulanarak yapılır. Semen analizinde hiç sperm saptanmayan erkeklerde testis biyopsisi uygulanabilir. Bu işlemle sperm yokluğunun sebebinin ne olduğu ortaya konulur. Diğer bir deyişle bu yöntemle sperm yapılamadığı için mi, yoksa tıkanıklık olduğu için mi semende görülemediği ortaya konulur. Mikro tese yöntemi TESE sperm yapımında şiddetli bozukluk olan olgularda testisin içindeki sperm üreten küçük odakları bulmak için başvurulan bir yöntemdir. Testisten birkaç odaktan birkaç milimetre boyutunda parçalar alınarak sperm varlığı araştırılır. Mikro tese nedir Mik rotese mikroskop altında sperm üretilen tüplerden sperm bulma işlemidir. Mikro tese yöntemiyle tıkanıklığa bağlı olmayan yani sperm yapımında problem olan olgularda %36-%68 arasında sperm bulma şansı vardır. Mikro tese yöntemi ile daha az testis dokusu ile her biyopside sperm bulma şansı artar. Yani klasik TESE işlemine göre bu şans daha yüksektir. Ayrıca diğer bir avantajı biyopsi yapılırken testis dokusu bölgesindeki damar yaralanmalarını en aza indirir ve küçük parçalarda embriyologun daha kolay sperm bulmasına yardımcı olur. Mikro tese nasıl yapılır TESE yönteminde testislerin içerisinde bulunduğu kese ve herbir testisi çevreleyen kılıf küçük bir kesi ile açılır. Testis dokusundan küçük parçalar alınır. Kesilen bölümler dikilerek işleme son verilir.Mikro tese işlemi mikroskop altında yapılan TESE işlemine verilen adtır.Tese işlemindeki gibi testis etrafındaki kılıflar açılır. Testis dokusu mikroskop ile incelenerek geniş görülen kısımlardan örnekler alınır. Kesilen bölümler dikilerek işleme son verilir. Bu yöntemin testis dokusuna genellikle daha az zarar verdiğini düşünülmektedir.

Embriyo Dondurma

Embriyo dondurmasında ilk gebelik ne zaman elde edilmiştir? İlk dondurulmuş embriyo bebeği 1984’de doğmuştur. Embriyo dondurma tekniği ile çift için bir kez toplanan yumurtalardan birkaç kez transfer yapma şansı (tüp bebek denemesi) doğmaktadır ve böylelikle toplam gebelik oranı da artmaktadır. Embriyo dondurulmasının avantajları nelerdir? Toplamda çiftin gebe kalma şansı artıyor. Kalan iyi kalitede embriyoların da daha sonra değerlendirilmesi söz konusu olduğunda, çift için daha ekonomik, fiziksel olarak daha az yorucu ve daha kısa zamanda tedavi şansı doğmuş oluyor. Polikistik over sendromu olan hastalarda yumurtalıkların aşırı cevabı oluştuğunda (şiddetli ovaryen hiperstimulasyon sendromu olarak adlandırılır) yumurtalar toplanarak oluşan tüm embriyolar daha sonra transfer edilmek üzere dondurulabilir. Siklus (bir tüp bebek deneme süreci) seyrinde endometrium kalınlığı yetersiz izlendiğinde, endometrial polip tespit edildiğinde ya da transfere yakın zamanda kırılma kanaması olduğunda embriyolar dondurularak daha sonra transfer edilebilir. Kanser kemoterapisi ya da radyoterapisi öncesi embriyo dondurulması önerilebilir. Embriyolar nasıl dondurulmakta ve çözülmektedir? Embriyolar tüm gelişim evrelerinde dondurulabilmektedir. Embriyolar koruyucu bir sıvı ile karıştırılarak plastik tüp ya da cam ampullere konulur ve sıvı nitrojen içerisinde -196 derecede dondurularak saklanır. Dondurulmuş embriyolar çözülecekleri zaman sıvı nitrojenden çıkarılır, oda sıcaklığında çözülür, koruyucu sıvıdan ayrılarak özel bir kültür ortamına alınır ve inkübatöre (embriyoların bekletildiği cihazlar) konulur. Aynı gün iyi görünen embriyolar transfer edilebilir. Dondurulmuş embriyolar ne kadar saklanabilir? Her ülkenin kendisini bağlayan yasal düzenlemeleri mevcuttur. Türkiye’de dondurulmuş embriyolar en fazla 5 yıl saklanabiliyor. Beşinci yılın sonunda çiftin izni alınarak saklanmaya devam ediliyor ya da imha ediliyor. Dondurulmuş embriyolar çözüldüğünde canlılık oranı nedir? Tüm dondurulan embriyoların çözüldüğünde aynı canlılıkta bulunmaları mümkün olmamaktadır. Fakat iyi bir dondurma çözdürme programında bu oran %75-80’dir. Yani dondurulan her 10 embriyonun 7-8’i çözüldüğünde transfer edilebilir durumda olmaktadır. Bunun sebebi dondurma ve çözme işlemleri sırasında embriyoların zarar görebilmeleridir. Bu zarar, teknolojik açıdan iyi donanımlı bir tüp bebek laboratuvarında ve deneyimli embriyologların denetimde minimum olur. Dondurulmuş embriyodan doğan bebeklerde bir sağlık sorunu söz konusu olabilir mi? Şimdiye kadar olan bilgiler dahilinde dondurulmuş çözülmüş embriyoların transferinden doğan bebeklerde doğuştan anomali oranı diğerleri ile kıyaslandığında daha yüksek değildir. Sonuç olarak dondurulmuş embriyo uygulamaları güvenli ve hasta için ekonomik olan uygulamalardır.

Tüp Bebek Başarısızlık Nedenleri

Tüp bebek denemelerinde her zaman başarılı sonuç elde etmek mümkün değildir. Tüp bebekte başarı oranları değerlendirilirken göz önüne alınması gereken en önemli faktör kadının yaşıdır. Kadın yaşı artıkça başarısızlık oranları artar. Bunun en önemli nedeni yasın ilerlemesi ile yumurtalarda genetik bozuklukların daha sık görülmesidir. Ancak genç çiftlerde bile her şeyin normal gözükmesine rağmen tüp bebek tedavisi ile bile hamilelik oluşmayabilir. Bu noktada tıbbın her şeyi açıklayamaması nedeni ile ‘Kader, Şans, Alın Yazısı’ gibi öneriler getirilebilmesine rağmen, tıp bilim adamlarının önerisi yeniden deneme yapılmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken ve en önemli husus ilk denemeden ders alınması ve o çiftin ilk denemedeki cevabı dikkatle incelenerek, ikinci denemede daha başarılı olmalarına çalışılmasıdır. Yeni denemede ilk denemenin yumurta gelişimi, embriyo gelişimi üzerine etkileri ayrıntılı olarak değerlendirilir. Tüp Bebek Başarısızlığı İyi kaliteli embriyo transferine (10 veya daha fazla) rağmen 3 veya daha fazla tüp bebek uygulamasında gebelik elde edilememesi durumudur.Tüp bebek başarızlığı aşagıdaki durumlardan kaynaklanmış olabilir.1) Hidrosalpenks (tüplerde sıvı birikimi) araştırılmalıdır. Hidrosalpenks varlığında tüp bebek uygulamasından önce hazırlık kapsamında tüp laparoskopik olarak çıkarılmalı, bu karın içi yapışıklıklar nedeni ile mümkün değil ise tüp-rahim birleşiminde blokaj sağlanmalıdır 2) Rahim içi değerlendirmesi. Ultrasonografi, rahim tüp filmi (HSG), gerekirse histeroskopi ile rahim içinde bir problem olmadığı gösterilmelidir. 3) Myom. Rahimin içine doğru büyümüş myomlar (submüköz) tüp bebek öncesi histeroskopik olarak çıkartılmaıdır. Rahimin içine baskı yapmayan myomların tüp bebek başarısı üzerine etkileri tartışmalıdır. Bununla birlikte, bazı çalışmalarda, 4-5 cm çaptan büyük myomlar, rahimin iç tabakasına baskı yapmasalar bile, tüp bebekte gebelik oranlarına olumsuz etkileri olabileceği bildirilmiştir. 4)Uygulanan tedavi protokolleri gözden geçirilir. Doz ve protokollerin embriyo kalitesi ve rahim iç duvarına etkileri tekrar gözden geçirilir. Önceki tedavi protokolleri, elde edilen sonuçlar ayrıntılı incelenerek yeni yaklaşım seçiminde ip uçları aranır. 5)Bayanda pıhtılaşma faktörlerine bakılması 6)Anne ve baba adayının genetik testleri 7)Kadının detaylı endokrinolojik ve metalik durumunun ortaya çıkartılması. 8)Yeni tedavi seçeneğinin kişiye özgü olarak mümkün olduğunca bireyselleştirilmesi 9)Laboratuvar ve klinik yönden kanıtlanmış destek yöntemlerinin uygulanması 10)Embriyo transferi işlemine azami dikkat ve transfer sonrası tutunmaya destek tedavilerinin düzenlenmesi.

Preimplantasyon Genetik Tanı

Tüp Bebek uygulamaları ile genetik teknolojinin bağdaştırılmasının çok uzun bir geçmişi yoktur. İlk defa 1990’lı yılların başında cinsiyet üzerinden geçiş gösteren hastalıkların engellenmesi amacı ile embriyonun seksinin belirlenmesi ile başlayan ve genel anlamda preimplantasyon genetik olarak adlandırılan uygulamalar son derece hızlı bir gelişme göstermiş ve bugün artık tek gen hastalıklarının ve doku antijenlerinin embryo düzeyinde tanısına olanak vermektedir. Preimplantasyon genetik uygulamaları ikiye ayrılır.Bunlardan ilki ve en çok kullanılanı preimplantasyon genetik tarama (preimplantation genetic screening-PGS) adı verilen ve kromozomların yapısal ve sayısal bozukluklarını ortaya koymak amacı ile kullanılan uygulamalardır. Preimplantasyon genetik tarama FISH (flourescent in-situ hybridization) adı verilen bir teknoloji kullanılarak yapılır. Floresan mikroskobu altında değişik renk yansımaları veren problar ile eşleştirilen kromozomlardan normal veya anormal yapı ve sayıda olanları görülebilir. Örneğin Down sendromu adı verilen ve doğuştan geri zekâlılığın en fazla görülen nedeni olan hastalık 21. kromozomdan iki yerine üç tane olması ile ortaya çıkar. FISH yapıldığı zaman 21. kromozoma bağlanan 3 tane prob görülecektir. Down sendromu tanısı almış olan embriyo böylece rahim içine yerleştirilmeyecektir.PGS’nin belli başlı 3 kullanım alanı vardır. Bunlar ileri bayan yaşı (38 yaş sonrası), mükerrer düşük öyküsü varlığı (3 veya daha fazla düşük) ve mükerrer tüp bebek başarısızlığı (3 veya daha fazla tüp bebek uygulamasında toplam 10 embriyo transferine rağmen hiç gebelik olmaması) olgularıdır. Yalnız, PGS, güncel hali ile bu 3 durumda da eve canlı bebekle gitme oranını arttırmamaktadır. Bu güncel hali ile başarısızlığın nedeni, 1) mevcut teknoloji ile ancak kısıtlı sayıda kromozomların değerlendirilmesi, 2) FISH metodunun yalancı-negatif ve yalancı-pozitif netice vermesi; 3) embriyo biopsisinin embriyoya zarar verebilme potansiyeli. Hatta yakın zamanda yapılan bir Hollanda çalışmasında, ileri bayan yaşı nedeni ile PGS uygulmasında, PGS kolunda, PGS yapılmayanlara göre gebelik oranı daha düşük bulunmuştur. Biz Merkezimizde, ancak, bay veya bayan kromozom tetkikinde yapısal veya sayısal kromozom problemi olan olgularda PGD yapmaktayız. PGS ise tercih etmemekteyiz.Preimplantasyon genetik tanı (PGT) ise varlığı bilinen ve tek gen üzerinden geçiş gösteren hastalıkların tanınması esasına dayanır. PCR adı verilen değişik bir teknoloji ile hastalığa neden olan gendeki değişiklik embriyo düzeyinde saptanarak sağlıksız embriyolar transfer edilmez. PGT ile tanı konabilen tek gen hastalıklarının sayısında her geçen gün artış olmaktadır. Özellikle ülkemizi ilgilendiren sık görülen tek gen hastalıklarından talassemi yani Akdeniz anemisi PGT uygulamaları içinde en fazla yer bulanıdır. Talassemi dışında orak hücreli anemi, Tay Sachs hastalığı, Frajil X sendromu ve bunlar gibi pek çok tek gen hastalığının tanısı PGT ile mümkün olmaktadır. PGT ile ayrıca hastalıklı çocuğu olan çiftlerde bu çocuk için kemik iliği veya kordon kanından alınan kök hücreler ile transplantasyon yapılması amacı ile doku uyumlu kardeş yapılabilmektedir. Bu şekilde çift hem sağlıklı bir çocuğa sahip olabilmekte hem de hastalıklı çocukları için kök hücre nakli yaptırabilmektedir.Genetik mühendislik alanındaki hızlı ilerlemeler ile hatalı genlerin tamiri de çok uzak olmayan bir gelecekte mümkün olacaktır. Embriyo düzeyinde tüm genetik yapının belirlenmesi ve hastalıklı genlerin değiştirilmesi bugün bir kurgu bilim gibi görünse de gelecekte bunların gerçekleşme olasılığı yüksek görünmektedir. Bu uygulamaların tabiî ki göz ardı edilemeyecek bir etik boyutu da vardır. Etik boyutlarının dikkatli bir şekilde irdelenmesi bu nedenle çok önemlidir.

İlaçsız tüp bebek (IVM) yöntemi ne kadar başarılı?

Çocuk özlemi çeken ve tüp bebek yöntemine başvuran hastalara sunulan ilaçsız tüp bebek uygulamaları ne kadar yararlı ve başarılı sorusuna cevap arıyorsanız bu yazıyı mutlaka okuyun. Tüp bebek uygulamasına alternatif olarak sunulan IVM, yani ilaçsız tedavi, yumurtaların laboratuar ortamında olgunlaştırılması ile gerçekleştiriliyor. Bu yöntem 1990’lı yılların sonlarından itibaren kullanılmaya başlandı. IVM’de kısa süreli ilaç kullanımı veya hiç ilaç kullanılmadan toplanan olgunlaşmamış yumurtalar dış ortamda olgunlaştırılır ve daha sonra döllenerek transfer edilir. Yöntem ilk olarak ilaçlara aşırı cevap veren polikistik over sendromlu (yumurtlama problemi olan) kadınlarda ilaç kullanılmadan tüp bebek yapılmak amacı ile ortaya atıldı. IVM yararı nedir? Polikistik over sendromlu kadınlar, yumurtalıkları uyaran ve gonadotropin adı verilen ilaçların etkisine karşı aşırı derecede hassaslar. Bundan dolayı ovarian hiperstimülasyon sendromu (OHSS) adı verilen ve hastaneye yatarak tedavi gerektirebilen bir komplikasyona meyilliler. Özellikle de gebelik sırasında salgılanan hormonlar, ilaçlarla uyarılmış olan yumurtalıkları daha da uyarır. Bunun sonucunda karın boşluğu içine sıvı sızar ve kanda pıhtılaşma problemlerine yol açar. Yumurtalıklar ilaçlarla uyarılmadan tüp bebek uygulamasına geçildiğinde OHSS riski ortadan kalkar. IVM başarı oranları? IVM yöntemini ilaç ile yapılan tüp bebek yönteminden üstün kılan özellik, ilaç kullanımının olmaması. Buna karşın IVM ile gebelik oranları ilaç ile yapılan tüp bebeğe oranla daha düşük. Avantajlarına rağmen IVM’in yaygınlaşmamasının temeli nedeni de başarı oranlarının istenen seviyede olmaması. Yeni ve daha gelişmiş IVM kültür vasatlarının devreye girmesi ile bu tekniğin yaygınlaşması kaçınılmaz. Henüz bilimsel kanıt yok IVM’nin daha önce başarısız tüp bebek uygulaması olan kadınlar ve yumurtalıkları ilaçlara zayıf cevap veren kadınlarda kullanımı ile ilgili bilimsel bir kanıt yok. Mevcut durumda çok kısıtlı bir hasta grubunda kullanılan bu yöntemin sanki her derde deva gibi gösterilmesi son derece sakıncalı bir durum.

Sorular ile Tüp Bebek

1. Kadınların doğurganlığını etkileyen faktörler nelerdir? En önemli faktör yaştır. Kadın yaşı arttıkça gebe kalabilme şansı azalır. 44 yaşından sonra pratik olarak gebelik şansı ihmal edilebilecek kadar azdır. Daha önce geçirilmiş cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, yumurtalık ve tüpleri etkileyen enfeksiyonlar da gebelik şansını olumsuz olarak etkiler. 2. Kadınlar ne sıklıkla jinekolojik muayene olmalılar? Cinsel olarak aktif olan kadınlarda jinekolojik muayeneler her yıl yapılmalıdır. Bu muayeneler ile beraber rahim ağzı kanseri taraması için PAP testi (smear) de yapılmalıdır. 3. Miyomlar ve tüplerin tıkalı olması hamileliği etkiler mi? Miyomlar rahim iç tabakasına yani bebeğin gelişeceği yere baskı yapıyorsa gebelik şansını etkiler. Rahim duvarından dışarı doğru büyümüş olan miyomlar ise çok büyük olmadıkça gebelik şansını etkilemezler. Tüplerin tıkalı olması ise gebelik oluşumunu imkânsız kılar. 4. Düzenli bir beraberliğe rağmen çocuk sahibi olamayan çiftler, ne zaman tedaviye yönelmeliler? Kadın yaşı 35’in altında ve öyküde gebelik oluşumunu etkiyebilecek herhangi bir problem yoksa 1 yıl, yaş 35’nin üzerinde veya geçmişte gebelik oluşumunu etkiyebilecek bir problem varsa 6 ay sonra inceleme ve tedavi başlanmalıdır. 5. Tüp bebek kaç yaşına kadar uygulanabilir? İleri yaştaki hastalar ne kadar beklemeli? Tüp bebek 45 yaşına kadar uygulanabilir. Ancak 40 yaşından sonra şansın azaldığı bilinmelidir. 6. Mikroenjeksiyon nedir? Mikronenjeksiyon tek bir spermin yumurta içine zerk edilerek döllenmenin sağlandığı bir tüp bebek yöntemidir. 7. Tüp bebek nedir? Mikroenjeksiyondan farklı olarak spermler belirli bir sayıda yumurtanın çevresine bırakılır ve spermlerden bir tanesi yumurtanın içine kendiliğinden girer. 8. Mikroenjeksiyonun tüp bebek yönteminden farkı nedir? Mikroenjeksiyonda bir sperm direkt olarak yumurta içine özel bir cihaz (mikromanipülatör) aracılığı ile enjekte edilerek döllenmeye yardımcı olunur. 9. Tüp bebek veya mikroenjeksiyon kimlere uygulanır? Nasıl uygulanır? Gebe kalamayan ve klasik tedavi yöntemlerinin etkisiz olduğu durumlarda bu yöntemler uygulanır. 10. Tüp bebek tedavisi hangi aşamalardan oluşmaktadır? Yumurtalıkların uyarılması, yumurta toplanması, yumurtaların sperm ile döllenmesi, ve döllenmiş yumurtaların nakli (embryo transferi) aşamalarından oluşur. 11. Sperm tetkikinde sperm sayısının çok az olması veya sperm bulunmaması durumunda ne yapılmaktadır? Sperm sayısı az ise mikroenjeksiyon yapılır. Menide hiç sperm olmaması durumlarında ise testis içinde cerrahi olarak sperm aranması gerekir. 12. Yumurta nasıl toplanır? Ağrılı bir işlem midir? Vajinal ultrason ile yumurta toplanır. Ağrılı bir işlem değildir. Kliniğimizde biz tüm tüp bebek uygulamalarında yumurta toplamada hafif genel anestezi kullanmaktayız. 13. Yumurta toplama işlemi sonrasında kişi kendini nasıl hisseder? Genellikle işlemden bir süre sonra evine gidebilir ve hatta aynı gün öğleden sonra işine dönebilir. 14. Bu tedaviler sonucu yumurtalık rezervi tükeniyor mu? Yumurtalıkların tüp bebek amaçlı uyarılması rezervi azaltmaz. 15. Her yumurta döllenir mi? Yumurtaların döllenmesi için olgun ve yapısal olarak normal olmaları gerekir. Her yumurta döllenmeye müsait değildir. Döllenen her yumurta ise sağlıklı bir embryo haline dönüşmez. 16. Yumurtalar döllendikten sonra embriyolar rahim içine nasıl yerleştirilir? Embriyo transferi basit bir işlemdir. Rahim ağzından ince bir plastik katater ile ultrason eşliğinde rahim içine yerleştirilir. 17. Transfer sonrası arta kalan embriyo olur mu? Olursa bunlara ne yapılır? Transfer sonrası arta kalan kaliteli embriyolar dondurularak saklanabilir. 18. Embriyo seçimi nasıl yapılır? Çoğul gebelik nasıl önlenebiliyor? Bayan yaşı, embriyo kalitesi, uygulama sayısı ve dondurulacak embriyo varlığına göre seçim yapılır. 6. Mart. 2010 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelik ile transfer edilen embriyo sayısına 1-2 ile yasal sınırlama getirilmiştir. 19. Transfer sonrası istirahat edilmeli mi? İstirahatın faydası gösterilmiş değil. Normal yaşama devam edilmesini öneriyoruz. 20. Transferden sonra kişi normal aktivitelerine ne zaman döner? Cinsel yaşam ve spor dışında normal aktivitelere transfer sonrasında hemen dönebilir. 21. Kişinin cinsel yaşamını etkiler mi? Gebelik testi gününe kadar ilişki önermiyoruz ancak bu da etkinliği kanıtlanmış bir uygulama değil. 22. Tüp bebek tedavisinde kullanılan hormon ilaçları kanser riskini artırır mı? Bu ilaçların yan etkileri var mı? Kanser riskinde artış söz konusu değil. Yumurtalıkların aşırı uyarılması (hiperstimulasyon) en önemli risktir. 23. Bu tedaviler sonucu dış gebelik olur mu? Dış gebelik olasılığı %1–3 civarındadır. Hem rahim içinde hem de dışında olma olasılığı ise %0.5 tir. Buna heterotopik gebelik denir. 24. Dondurulmuş embriyodan elde edilen gebelik sonuçları nasıldır? Bu oranlar merkezden merkeze çok değişir. Tüp Bebek Merkezimizde biz %45–50 civarında bir gebelik oranı elde ediyoruz. 25. Dondurulmuş embriyo ile normal tüp bebek yöntemiyle doğmuş bebekler arasında sakatlık riski farkı var mı? Fark yoktur. 26. Çiftlerin her ikisinde de tıbbi bir sorun olmadığı halde gebelik elde edilemiyorsa nasıl bir yol izlenir? Tüp bebek ile gebelik olmaması durumunda detaylı bir araştırma yapılmalıdır. Eğer gebeliği engelleyecek bir neden bulunursa tedavi edilmelidir. Ancak çoğu zaman belirgin bir neden bulunmamaktadır. 27. Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer? Tedavinin başından gebelik testi gününe kadar yaklaşık 30 gün sürer. 28. Tüp bebek gebeliklerinde düşük riski daha mı yüksektir? Düşük riski daha yüksek değildir. 29. Tüp bebek kaç kez denenebilir? Üç denemeden sonra gebelik şansı düşer. Daha sonraki denemelerde de gebelik elde edilebilir ancak şans daha azdır. 30. Kullanılan sperm ve yumurtalar eşlerin kendisine mi aittir? Evet 31. Tüp bebek tedavisinde cinsiyet belirleyebilir miyiz? Belirlenebilir ancak etik ve kanuni nedenlerde dolayı Türkiye’de bu mümkün değil. 32. Gebelik oluşmadan önce genetik problemler konusunda alınabilecek önlemler var mı? Eğer aile içinde rastlanan genetik hastalıklar varsa ve bu hastalıkların preimplantasyon tanısı mevcut ise embriyolar üzerinde inceleme yapılabilir. 33. Embriyolarda genetik inceleme kimlere önerilmektedir? Akdeniz anemisi, orak hücreli anemi, ve bunlara benzer tek gen üzerinden geçiş gösteren çok sayıda hastalıkta embriyolarda genetik tanı mümkündür. Gebelik oluştuktan sonra koryon villus örneklemesi veya amniosentez ile genetik hastalıklardan bazılarının tanısı konabilir. 34. Tüp bebek işleminde başarılı olma şansı nedir? Başarı kadının yaşına ve embriyo kalitesine bağlıdır. 30 yaşın altında gebelik oranları %55-60 civarında olup, 40 yaşında sonra %15-20’lere düşer. 35. Tüp bebek işleminde başarıyı etkileyen faktörler nelerdir? Kadın yaşı, embryo kalitesi, rahmin bütünlüğü başarıyı etkiler. 36. Tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz yönde etkileyen faktörler nelerdir? Rahim içinde embriyoların tutunmasını engelleyecek yapışıklık, myom veya polip gibi problemlerin olması, tüplerin tıkalı ve içlerinin su dolu olması tüp bebekte başarıyı olumsuz olarak etkiler. 37. Tüp bebek işlemi sırasında oluşabilecek riskler nelerdir? En önemli riskler çoğul gebelik ve aşırı uyarım sendromudur. 38. Tüp bebek tedavisi süresince hastanede yatmak gerekli midir? İşlemin hiç bir aşamasında yatış gerekmez. 39. Tüp bebek uygulamalarıyla elde edilen gebeliklerden doğan bebeklerle, normal doğan bebekler arasında fark var mı? Herhangi bir fark yok. Sadece testis içinde alınan spermlerin döllenme amaçlı kullanıldığı durumlarda az da olsa bazı anomalilerde artış olabiliyor.

bottom of page